Yapay Zekâ Çağında 2027 Siber Güvenlik Bütçeleri: Daha Fazla Teknoloji, Daha Fazla İnsan Kaynağı!

Ekibimle birlikte son dönemde yapay zekâ tabanlı siber güvenlik çözümlerini yalnızca incelemekle kalmıyor; bu çözümleri geliştiriyor, test ediyor ve gerçek senaryolar üzerinde test ediyoruz.

Özellikle yapay zekâ destekli zafiyet araştırması ve sızma testi alanında elde ettiğimiz sonuçlar, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde siber güvenlik dünyasının ciddi bir dönüşüm geçireceğini gösteriyor. Ancak bu dönüşüm süreci biraz faklı olacağı düşüncesindeyim. Örneğin, ihtiyaç duyulan insan kaynağı önümüzdeki dönemde azalmayacak, aksine artacak. ( En azında önümüzdeki bir kaç yıl.)

Bu yazıda teorik tahminlerden değil, bizzat geliştirdiğimiz ve test ettiğimiz çözümlerden edindiğimiz deneyimlerden yola çıkarak 2027 yılı siber güvenlik bütçelerine ilişkin öngörülerimi paylaşmak istiyorum.

Kişisel görüşüm oldukça net:

2027 yılında birçok kurumun siber güvenlik bütçesini hem teknoloji hem de insan kaynağı açısından önemli ölçüde artırması gerekecek. Bu bir tercih değil zorunluluk, siz bütçeniz artacak şekilde plan yapsanızda yapmasanızda bütçeniz artacak. Nasıl sorusunu duyar gibiyim, ilerleyen bölümlerde açıklayacağım ama ipucu vermem gerekirse, ya yatırım yapacaksınız yada siber olaylarla mücadele ederken yatırım bütçenizi harcayacaksınız.

Evet, yanlış okumadınız. Yapay zekâya rağmen insan kaynağı bütçelerimiz de artacak!

Çünkü mesele yalnızca daha fazla zafiyet bulmak değil. Mesele, yapay zekânın ortaya çıkaracağı zafiyetleri doğrulamak, gerçek risklerini anlamak, önceliklendirmek ve mümkün olan en kısa sürede gidermek.

Ekibimizle yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda ulaştığımız temel çıkarım şu: Yapay zekâ, siber güvenlikte üretim kapasitesini artırıyor. Ancak kurumların bu kapasiteyi güvenliğe dönüştürebilmesi için operasyonel yetkinliklerini de aynı hızda geliştirmesi gerekiyor.

1. Yapay zekâ, zafiyet keşfinin hızını ve kapsamını kökten değiştiriyor

Yapay zekânın siber güvenlikte en büyük dönüşümlerden birini offensive security, yani saldırı odaklı güvenlik alanında yaratacağını düşünüyorum.

Bunu yalnızca bir öngörü olarak söylemiyorum. Ekibimizle geliştirdiğimiz ve test ettiğimiz yapay zekâ destekli çözümlerde bunun sonuçlarını doğrudan gözlemliyoruz.

Uygulamaları analiz etme, olası saldırı yollarını araştırma, farklı test senaryolarını deneme ve birbirinden bağımsız görünen bulgular arasında bağlantı kurma konusunda yapay zekâ ajanları son derece güçlü sonuçlar üretebiliyor.

Bazı görevlerde, deneyimli bir uzmanın saatlerini veya günlerini alabilecek çalışmalar çok daha kısa sürede gerçekleştirilebiliyor. Üstelik yapay zekâ, aynı anda çok sayıda farklı olasılığı değerlendirebiliyor ve insan uzmanların gözden kaçırabileceği senaryoları araştırabiliyor.

Daha da önemlisi, belirli test senaryolarında yapay zekâ ajanlarının deneyimli sızma testi uzmanlarıyla rekabet edebildiğini, hatta bazı görevlerde onları geride bırakabildiğini kendi çalışmalarımızda görüyoruz.

Elbette buradan hareketle, bir sızma testinin iki saatte tamamlanabileceğini veya insan uzmanlara artık ihtiyaç kalmadığını söylemiyorum. Ekim 2026 itibarıyla uçtan uca sızma testlerinde insan kontrolü, doğrulama ve uzman değerlendirmesi hâlâ kritik öneme sahip.

Ancak değişimin yönü tartışmaya açık değil: Aynı sürede daha fazla uygulama test edilecek, daha fazla saldırı senaryosu değerlendirilecek ve bugüne kadar gözden kaçan zafiyetlerin daha fazlası ortaya çıkarılacak.

Burada iddialı bir cümle kurmak istiyorum: (Normalde hiç sevmem, büyük lokma ye büyük söz söyleme diyenlerdenim.)

Bugüne kadar çalıştığınız sızma testi uzmanlarının ( ben de dâhil) hepsinden daha ısrarcı, daha hızlı ve belirli görevlerde daha yetenekli yapay zekâ ajanlarıyla karşılaşmaya hazırlanmalısınız.

Bu ajanlar, yıllardır test ettirdiğiniz ve defalarca sıfır bulguyla sonuçlanan uygulamalarda, daha önce fark edilmeyen kritik zafiyetleri ortaya çıkartacak. (Çıkartabilir de diyebilirdim ama çıkartacak diyorum çünkü geliştirdiğimiz yapay zeka destekli zafiyet araştırmacısı ajanlar, sızma testi ajanları ile aylardır bunu test ediyoruz. Testler sonucunda onlarca kurumun en büyük uygulamalarında defalarca kez acil, kritik zafiyetler tespit ettik, çok daha fazlasını tespit edeceğiz.)

Çünkü bir uygulamanın geçmişte yapılan testlerden başarıyla geçmiş olması, bugün de güvenli olduğu anlamına gelmiyor, gelmemeli, gelmediğini test ettiğinizde sizde. göreceksiniz. Yeni araçlar, yeni modeller ve daha kapsamlı araştırma yöntemleri, daha önce gözden kaçan riskleri görünür hâle getirebilir.

2. Daha fazla zafiyet, daha fazla insan kaynağı ihtiyacı demek

Yapay zekânın istihdam üzerindeki etkisi çoğunlukla çalışan sayısının azalması üzerinden tartışılıyor.

Ben özellikle offensive security alanında, önümüzdeki birkaç yıl için farklı bir tabloyla karşılaşacağımızı düşünüyorum.

Yapay zekâ, siber güvenlik uzmanlarının yerini hemen almak yerine, mevcut uzmanların yetişmekte zorlanacağı büyüklükte bir iş hacmi ortaya çıkartacak.

Bunu Sanayi Devrimi üzerinden düşünelim.

Sanayi devrimi öncesinde küçük atölyeler, az sayıda insan ile küçük üretimler yaparken, makineleşme sonrasında insan sayısı azalmadı. İnsanların işini çok daha hızlı, çok daha kaliyeti yapan onlarda makine geldi ama hala insan sayısı azalmadı. Geçmişte 3-5 kişi olan o atölyeler şimdi binlerce kişinin çalıştığı fabrikalara, üretim tesislerine döndü.

Aynı zamanda artan üretim, lojistik, bakım, kalite kontrol, dağıtım ve operasyon yönetimi gibi alanlarda yeni ihtiyaçlar doğdu. Üretimin otomasyonu, bütün iş süreçlerini ortadan kaldırmadı; üretimin ölçeğini ve iş gücünün niteliğini değiştirdi.

Yapay zekâ ile siber güvenlikte yaşanacak dönüşümün de benzer bir dinamiğe sahip olacağını düşünüyorum.

Daha fazla kod yazacağız. Daha fazla uygulamayı test edeceğiz. Daha fazla zafiyet bulacağız. Fakat bu zafiyetlerin gerçek olup olmadığını anlamak, iş üzerindeki etkilerini değerlendirmek, birbirleriyle ilişkilerini ortaya çıkarmak ve giderilmelerini sağlamak için hâlâ güçlü operasyonel kapasiteye ihtiyaç duyacağız.

Üstelik sorun yalnızca siber güvenlik ekipleriyle sınırlı kalmayacak.

Yapay zekâ daha fazla zafiyet buldukça yazılım geliştirme, altyapı, uygulama yönetimi ve sistem ekiplerinin önüne de daha fazla iş düşecek.

Geçmişte belirli aralıklarla gelen birkaç kritik zafiyet bildirimiyle başa çıkabilen bir kurum, aynı gün içerisinde birden fazla kritik bildirim aldığında mevcut süreçleriyle yetersiz kalıyor.

Bunu bir örnekle açıklayayım.

Bir kurumun kritik zafiyet bildirimlerine 24 saat içerisinde yanıt verme zorunluluğu var. Geçmişte ayda bir veya iki kez karşılaştığı bu bildirimler, artık aynı gün içerisinde üç veya daha fazla kez gelmeye başlarsa ne olacak?

Üstelik saldırganların zafiyetlerden yararlanmak için aylarca beklemediği, bazı durumlarda çalışan istismar kodlarının saatler içerisinde ortaya çıkabildiği bir ortamdan söz ediyoruz.

Kurumun mevcut güvenlik ürünleri, iş akışları ve insan kaynağı bu yoğunluğu karşılayamıyorsa sorun yalnızca daha fazla zafiyet bulunması değildir. Sorun, bulunan zafiyetlerin kurumun müdahale kapasitesini aşmasıdır.

Bu noktada çok önemli bir ayrım var: Yapay zekânın bulduğu her bulguyu doğru kabul edemeyiz. Bulguların doğrulanması, risklerinin belirlenmesi ve iş etkilerinin değerlendirilmesi gerekiyor.

Dahası, bütün süreci kontrolsüz biçimde ajanlara bırakamayız.

Siber güvenlik ajanı bir kod parçasını kritik zafiyet olarak değerlendirirken yazılım geliştirme ajanı aynı davranışın tasarım gereği olduğunu iddia ederse nihai kararı kim verecek? Kritik bir üründe kod değişikliğinin veya Active Directory üzerindeki hassas bir yetki değişikliğinin sonuçlarını kim üstlenecek?

Bugünün şartlarında bu sorumluluğu bütünüyle otonom ajanlara devredebileceğimizi düşünmüyorum.

Gelecekte bunun değişmesi mümkün. Hatta birçok operasyonun giderek otonom hâle geleceğine inanıyorum. Ancak 2027 bütçelerini hazırlarken gelecekte ulaşabileceğimiz noktayı değil, bugün yönetmek zorunda olduğumuz riskleri esas almalıyız.

Yapay zeka çağında hala eski yöntemler ile zafiyet araştırması yapamayız, yapay zeka destekli zafiyet tespit süreçlerine hızla adapte olmak zorundayız. Zafiyete tespit kapasitesini artırıp giderme kapasitesini sabit tutarsak daha güvenli kurumlar değil, yalnızca daha uzun zafiyet listelerine sahip kurumlar yaratırız. Bu nedenle bu alanda çalışacak insan kaynağı ve otomasyon çözümlerine de 2027 de yatırım yapmak zorundayız.

Bu nedenle yapay zekâ destekli siber güvenlik yatırımlarının yanında, bulguları değerlendirecek, giderecek ve doğrulayacak insan kaynağına da yatırım yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Bugün nasıl bir zafiyet tarama aracının sonuçlarına bakarak “Uygulamada zafiyet yok, sızma testine gerek yok.” demiyorsak, yapay zekâ ajanları için de aynı yaklaşımı benimsemeliyiz.

Yapay zekâ destekli test, insan uzmanlığının sonu değil; uzmanlığın daha yüksek riskli ve daha karmaşık problemlere yönelmesinin başlangıcı olacak.

Bu nedenle 2027 için yalnızca daha büyük ekiplere değil, daha yetkin ekiplere de ihtiyacımız olacak.

Eğitim, uzmanlaşma, yapay zekâ destekli test yöntemleri ve bulgu doğrulama yetkinlikleri bütçelerin ayrılmaz bir parçası hâline gelmeli.

4. Yapay zekâ destekli güvenlik çözümlerinin maliyet modeli değişiyor

2027 bütçelerinde gözden kaçırılmaması gereken konulardan biri de yapay zekâ destekli güvenlik araçlarının kullanım maliyetleri.

Geleneksel güvenlik ürünlerinde lisanslama genellikle belirli bir varlık sayısı, kullanıcı sayısı, IP adresi veya uygulama üzerinden yapılabiliyor. Ürünün geliştirilmesi için katlanılan maliyet ile her bir kullanımın maliyeti arasında, yapay zekâ destekli çözümlerde gördüğümüz kadar doğrudan bir ilişki bulunmayabiliyor.

Yapay zekâ ajanlarında ise lisans maliyetine ek olarak her çalıştırmada kullanılan model, hesaplama kaynağı, işlem sayısı ve araştırmanın derinliği gibi unsurlar devreye girebiliyor.

Ekibimizle geliştirdiğimiz çözümleri değerlendirirken bu farkın bütçe planlaması açısından ne kadar önemli olduğunu çok net bir şekilde görebiliyoruz.

Örneğin geleneksel bir web uygulaması güvenlik ürününde iki farklı alan adının test edilmesi benzer lisans maliyetleriyle gerçekleştirilebilir. Ancak yapay zekâ ajanlarıyla yürütülen testlerde, uygulamaların karmaşıklığına bağlı olarak maliyetler arasında çok büyük farklar oluşabilir.

Basit bir kurumsal web uygulamasıyla binlerce işlevi, çok sayıda entegrasyonu ve karmaşık yetkilendirme mekanizmaları bulunan büyük bir e-ticaret uygulamasının/İnternet şubenin aynı maliyetle test edilmesini beklemek gerçekçi olmayabilir. (Örneğin, bir zafiyet tarama aracı ile rsu.com.tr ve amazon.com.tr adresini test etmenin maliyeti aynı, ancak aynı iki uygulamayı yapay zeka destekli uygulamalar ile test ederseniz maliyet arasındaki fark binlerce dolar olabilir.)

Yapay zekâ destekli sızma testinde maliyeti yalnızca kaç uygulama, IP, FQDN vb. test ettiğiniz değil, uygulamanın ne kadar karmaşık olduğu ve ne kadar derin araştırma yaptığınız da belirleyecek.

Şu tecrübemiz size çok ilginç gelebilir, yapay zeka uygulamalarının lisans maliyetini anlamak açısından önemli diye düşünüyorum. Aynı uygulamada, hiç bir değişiklik yapmadan iki kere aynı testi yaptığınızda bile testin maliyeti birbirinden farklı olabiliyor. Bir test daha kısa sürede sonuçlanırken başka bir test daha fazla araştırma, farklı saldırı senaryoları ve daha yoğun model kullanımı olabiliyor. (Bu LLM’in doğasında var, aynı sorulara her seferinde farklı yanıtlar verebiliyor. Bu durumda maliyetleri değiştiriyor.)

Bu nedenle yalnızca IP adresi veya uygulama sayısı üzerinden bütçe planlamak yetersiz kalabilir. 2027 siber güvenlik süreçlerinin doğru bir şekilde ilerleyebilmesi için belki ilk önce 2027 bütçesini doğru planlamak gerekiyor. Buradaki maliyetleri öngörebilmek giderek zorlaşıyor, esnek bütçelere ihtiyaç var.

Kurumlar önceden uygulama sayısını bilmesi bütçe yapmak için yeterliydi ancak günümüzde uygulama envanterlerinin yanında şu bilgileri de biliyor olmak gerekecek:

  • Uygulamaların işlev ve endpoint sayıları
  • Entegrasyonlar ve yetkilendirme mekanizmalarının karmaşıklığı
  • Beklenen test derinliği ve araştırma süresi
  • Testlerin tekrarlanma sıklığı
  • Tüketim bazlı ücretler, krediler ve kullanım kotaları için bütçe çalışmaları

Elbette bütün yapay zekâ destekli güvenlik ürünleri token bazlı fiyatlandırılmıyor. Sabit lisans, kredi sistemi, kullanım kotası ve tüketim bazlı ücretlendirme gibi farklı modeller bulunuyor. Ancak kullanım hacmine bağlı maliyetlerin arttığı senaryolarda kurumların toplam sahip olma maliyetini doğru hesaplaması gerekiyor.

2027 bütçelerinde yapay zekâ destekli güvenlik araçları için ayrı bir maliyet kalemi oluşturulmasını ve düşük, beklenen ve yüksek kullanım senaryoları üzerinden bütçe hazırlanmasını öneriyorum.

5. Yapay zekâ saldırganların da kapasitesini artırıyor

Yapay zekâyı yalnızca savunma ekiplerinin verimliliğini artıran bir teknoloji olarak değerlendiremeyiz.

Aynı araçlar saldırganların araştırma, kod üretme, otomasyon ve saldırı hazırlığı süreçlerini de kolaylaştırıyor.

Burada her kullanıcının bir anda deneyimli bir saldırgana dönüşeceğini iddia etmiyorum. Gerçek dünyada başarılı bir saldırı gerçekleştirmek hâlâ teknik bilgi, uygun koşullar, erişim ve farklı aşamaların bir araya getirilmesini gerektiriyor.

Ancak yapay zekâ bazı saldırı faaliyetlerinin maliyetini düşürebilir, daha önce ciddi teknik uzmanlık gerektiren görevleri daha geniş bir grubun gerçekleştirebilmesini sağlayabilir ve saldırı hazırlığını hızlandırabilir.

Savunma ekiplerinin daha fazla uygulamayı test edebildiği bir dünyada saldırganlar da daha fazla olasılığı daha düşük maliyetle araştırabiliyor.

Bu nedenle kurumların yalnızca kendi güvenlik ekiplerinin verimliliğini değil, karşı karşıya oldukları tehditlerin nasıl değiştiğini de dikkate alması gerekiyor.

Savunma kapasitesini artırmayan kurumlar, saldırganların artan kapasitesi karşısında giderek daha zor bir konuma düşecek. Çok düşük yetenek seviyesine sahip kişiler bile doğru yapay zeka desteği ile gelişmiş ciddi saldırı senaryoları geliştirebiliyorlar.

6. Yapılmayan yatırımın maliyeti, yapılan yatırımdan daha yüksek olabilir

Ekonomik belirsizliklerin ve bütçe kısıtlarının kurumların gündeminde olduğunu biliyorum. Böyle bir ortamda teknoloji yatırımlarını ertelemek veya mevcut harcamaları sınırlamak ilk bakışta makul görünebilir.

Ancak siber güvenlikte yalnızca ne kadar harcadığımıza değil, yatırım yapmadığımızda hangi riskleri üstlendiğimize de bakmalıyız.

Zamanında tespit edilmeyen veya giderilmeyen kritik bir zafiyet; operasyonel kesintilere, veri ihlallerine, müşteri kaybına, itibar zedelenmesine ve hukuki yükümlülüklere yol açabilir.

Olayın niteliğine ve ilgili mevzuata bağlı olarak KVKK veya GDPR kapsamındaki yükümlülükler ve düzenleyici yaptırımlar da gündeme gelebilir.

Üstelik bir güvenlik olayının maliyeti yalnızca müdahale ekibinin harcadığı zamandan ibaret değildir. Adli inceleme, sistemlerin yeniden devreye alınması, iş sürekliliğinin sağlanması, hukuki danışmanlık ve müşteri güveninin yeniden kazanılması da ciddi kaynak gerektirebilir.

Burada altını çizmek istediğim konu, her kurumun bütçesini koşulsuz olarak artırması gerektiği değil. Yatırım kararlarının gerçek risklere ve ölçülebilir sonuçlara dayanması gerektiği.

Ancak tehdit ortamı değişirken bütçeyi yalnızca geçen yılın rakamlarına göre hazırlamak da başlı başına bir risk.

2027 planlamasında şu soruyu sormalıyız:

Bir güvenlik yatırımının maliyeti nedir? Peki, bu yatırımı yapmamanın kurumumuza maliyeti ne olabilir?

7. CISO’lar 2027 siber güvenlik bütçelerini nasıl planlamalı?

Ekibimizle edindiğimiz deneyimlerden hareketle, 2027 bütçelerinde aşağıdaki başlıklara öncelik verilmesini öneriyorum.

1. Yapay zekâ destekli test kapasitesi

Sızma testi ve zafiyet araştırma süreçlerinde uygun yapay zekâ çözümlerini kontrollü biçimde değerlendirin. Gerçek uygulamalar üzerinde kapsam, doğruluk ve verimlilik ölçümleri yapın.

2. Bulguların doğrulanması ve önceliklendirilmesi

Daha fazla bulgu üretmek, riskter haberdar olmak kurumların güvenli olacağı anlamına gelmiyor. Yapay zeka desteği ile tespit edilen zafiyetlerin gerçekliğini, sömürülebilirliğini, iş etkisini ve kritikliğini değerlendirebilecek insan kaynağına ihtiyaç var.

3. Zafiyet giderme kapasitesi

Yazılım geliştirme, altyapı ve uygulama ekiplerinin artan iş yükünü hesaba katın. Tespit edilen zafiyetlerin giderilmesi için gerekli insan kaynağını, otomasyonu ve süreçleri planlayın.

4. Uzmanlık ve eğitim

Siber güvenlik uzmanlarının yapay zekâ destekli araçları kullanma, karmaşık bulguları analiz etme ve iş mantığı zafiyetlerini araştırma yetkinliklerine yatırım yapın.

5. Değişken kullanım maliyetleri

Token, kredi, hesaplama kaynağı ve kullanım kotalarını dikkate alın. Yalnızca başlangıç lisans bedeline değil, farklı kullanım senaryolarındaki toplam maliyete odaklanın.

8. İnsan denetimi ve yönetişim

Yapay zekâ ajanlarının yetki sınırlarını, erişebilecekleri sistemleri, yapabilecekleri değişiklikleri ve insan onayı gerektiren işlemleri tanımlayın. Özellikle kritik sistemlerde kontrolsüz otonom değişikliklerden kaçının.

Her kurum için aynı oranda bir artış önermek doğru olmaz. İhtiyaç duyulan yatırım; kurumun büyüklüğüne, mevcut güvenlik olgunluğuna, sektörüne ve risk profiline göre belirlenmeli.

Ancak bir konuda oldukça netim:

Yapay zekâ sayesinde daha fazla zafiyet bulacağız. Asıl rekabet, bu zafiyetleri kimin daha hızlı ve doğru şekilde ortadan kaldırabildiği konusunda yaşanacak. Zafiyetleri tespit ve kapatılma hızı ise yapılan insan kaynağı yatırımı ve yapay zeka destekli sızma testi çözümleri ile olacağı düşüncesindeyim.

2027’de siber güvenlikte fark yaratacak kurumlar, yalnızca en fazla yapay zekâ aracını satın alanlar olmayacak. Bu araçların ürettiği kapasiteyi gerçek risk azaltımına dönüştürebilenler olacak.

Bu da doğru teknolojiye, güçlü insan kaynağına, etkin süreçlere ve ölçülebilir sonuçlara yatırım yapmayı gerektiriyor.

RSU ekibinin karar verici yöneticilerinen birisi olarak bende bu konulara ciddi şekilde zaman ayırıyor, kurumların bu ihtiyaçlarına cevap verecek çözümler hazırlanıyoruz.

2027 siber güvenlik bütçenizi yalnızca geçen yıl ne harcadığınıza bakarak hazırlamayın. Önümüzdeki yıl ne kadar hızlı zafiyet bulabileceğinizi, kaçını ne kadar sürede giderebileceğinizi ve değişen tehdit ortamında hangi riskleri üstlendiğinizi düşünerek hazırlayın.

Çünkü artık mesele yalnızca daha fazla zafiyet bulmak değil.

Mesele, yapay zekânın hızına yetişebilecek bir güvenlik organizasyonu kurmak.

Share Button

Sızma testi uzmanı olmak isteyenler için öneriler

Hey, uzun bir aradan sonra, uzun bir yazı ile selam herkese,

Uzun bir arada sonra sürekli gelen bir soruyu yanıtlamak için bloguma bu konuda içerik eklemeye karar verdim. Bu içerik danışmanlık şirketlerinde veya banka vb. kurumlarda çalışmak isteyen sızma testi uzmanlarına yol gösterecek bir rehber olması amacı ile hazırlandı.

Sızma testi alanındaki alt uzmanlık alanlarına ve diğer konulara geçmeden önce sızma testi alanında çalışacak kişilerin sahip olması gerektiğini düşündüğüm bir kaç karakteristik özelliğe değinmek istiyorum. Bu konunun teknik konulardan daha önemli olduğunu düşünüyorum. Teknik konular öğrenilebilir ancak karakter değiştirilmesi zor (imkansız demiyorum ama insanın 20’li yaşlardan sonra huyunu suyunu değiştirmesi zor) olması nedeniyle önceliği karakter konusuna vermek istiyorum. Karakter olarak aşağıdaki özelliklere sahip değilseniz yada kendinizi bu konularda geliştiremeyecekseniz bu alanda başarılı olma şansınız azalıyor. Unutmayın, herkes sızma testi uzmanı olmak zorunda değil, bu iş yapmak istiyor olabilirsiniz, keyif alacağınızı düşünüyor olabilirsiniz, Pentagon’u hackleyip akşam haberlerinde adınızdan söz etme aşkı ile yanıp tutuşuyor olabilirsiniz ama karakter olarak bu iş için uygun değilseniz başarısız olma ihtimaliniz çok yüksek. Emeğinizi ve vaktinizi başarılı olacağınız işler için harcamak çok daha mantıklı olabilir. (Yeterince olumsuz cümleyi peş peşe sıraladıktan sonra geçelim şu karakter ile ilgili konulara.)

Pes etme: Sızma testi alanında çalışan kişiler sürekli bir engel ile karşılaşır, bu zaman zaman siber güvenlik ürünleri, çözümleri olur, zaman zaman ise proje yaptığınız kişiler olur. Bazen size erişim vermezler, bazen WAF’ı, IPS’i kapatmazlar. Bazen de test esnasında zafiyet olduğundan emin olursunuz ama doğru payload’u bulamadığınız için zafiyeti tetikleyemezsiniz. Özet, bizde engel bitmez, pes etmeden istikrarlı bir şekilde hedefe odaklanarak çalışmanız durumunda sonuç elde edebilirsiniz. Aksi taktirde yaptığınız işi hakkı ile yapamaz, büyük güvenlik zafiyetlerini kaçırır ve ciddi sorunlar yaşarsınız. Pes etmeyin, denemeye, çözüm üretmeye devam edin. Karşılaştığınız her zorluğu aşmak için ciddi zaman ve emek vermeniz gerekecek. Hali ile bu yorucu ve zaman zaman insanı zorlayan bir durum. Bu durumlar canınızı sıkacak, size sürekli öff, püff dedirtecekse baştan bu işe girmeyin, emek ve zamanınız heba olmasın.

Varsayım ile ilerlemeyin: Sektöre yeni giren arkadaşlar da gözlemlediğim en büyük sorunlardan birisi bu, sürekli bir şeyleri öğrenmek yerine bu kesin böyle çalışıyordur, burada WAF var bir şey olmaz, burada DDoS koruması var bu atak etkili olmaz vb. yorumları bolca duyuyorum. Bu varsayımsal durumlar sizin öğrenmenizin önündeki en büyük bariyer, varsaymak yerine denemek, sonuçları görmek/analiz etmek, yeni yollar aramak ve sonuca ulaşmak sizin yaşam felsefeniz gibi bir şey olmalı bu işe girecekseniz. Sızma testi yapıyorum demek, elinizdeki sistem/uygulama vs. her neyse onun üzerinde oluşabilecek tüm potansiyel riskleri denemek, önümüze çıkan engelleri aşmak ve denenebilecek son seçeneği bile doğru bir şekilde denemek demek. Sizin WAF var bir şey olmaz dediğiniz yerde WAF monitör modda çalışıyor olabilir. Sizin DDoS koruması (Protection) var dediğiniz yerde yanlış eşik değeri (threshold) yapılandırmaları nedeniyle sistemde kesintiye neden olabilecek saldırılar olabilir. Bu nedenle varsaymak yerine, varsaydığınız her şeyi teknik kanıtlar ile doğrulamanız gerekir. Özetle, varsayımla değil, teknik kanıtlar ile ilerleyin. Elimizdeki cihazlar çok net sonuçlar veriyor, net olarak sonuçları görün, varsaymayın.

Öğrenmek için birkaç yılınızı harcamaya hazır olun: Sızma testi uzmanlığı kendi içerisinde alt dallara ayrılıyor, aşağıda belirteceğim. Bu alanların hangisinde uzmanlaşacak olursanız olun, sızma testi dışında o sistemleri kuran/yazan kişilerin bilgi seviyesine yakın bilginiz olması gerekiyor. Örneğin, basitte olsa bir web uygulaması geliştirecek seviyede yazılım bilgisi olmayan birisi web uygulama sızma testi uzmanı olamaz yada temel CCNA eğitim konularını bitirmemiş birisi network sızma testi uzmanı olamaz. Siz temel olarak DNS, DHCP, BGP, Session, HTTP vb. bir çok protokol ve servisi bilmeden onun ile ilgili bir zafiyeti nasıl tespit edebilirsiniz? Hayatınızda DNS sunucu kurmadan, DNS Zone transferi zafiyetini nasıl anlayıp, bu zafiyeti istismar edeceksiniz? Sadece internetten gördüğünüz iki satır komutu copy/paste yaparak sızma testi uzmanı olamazsınız. Bu olsa olsa ancak sızma testi operatörü olur. Hayatınız Dell IDRAC görmediyseniz, bunun ne işe yaradığını bilmiyorsanız, elinize IDRAC’in admin parolası geçse ne olacak? Ancak default parola kullanımı bulgusu yazabilirsiniz. Oysa bu zafiyet tüm sanal sunucuları, domain’i ele geçirebileceğiniz bir zafiyet olabilir. (IDRAC’in ne olduğunu bilirseniz, daha önce kendiniz bunu kurcaladıysanız !!!) Özetle, uzmanlaşmak istediğiniz alana göre en az bir network admin, sistem admin yada yazılımcı kadar o işi bileceksiniz ki o işin sızma testi uzmanı olabilin. Aksi taktirde, sadece tip and tricks’ler den copy/paste yapan, temel zafiyetleri bulabilen bir sızma testi uzmanında öteye geçemezsiniz.

Sızma Testi alanında çalışmak isteyen arkadaşların öncelikle kendilerine dikey de bir alan seçmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu alan dışında yan alan diyeceğim Sosyal mühendislik, DDoS gibi yan alanlar var, dikey deki uzmanlık ile birlikte bu alanda kendilerini geliştirmeleri iş bulma sürecinde kendilerine destek olacaktır.

Temel uzmanlık alanları

  • Yerel Ağ ve Sistem Sızma Testi Uzmanı
  • Web Uygulama Sızma Testi Uzmanı
  • Mobil Uygulama Sızma Testi Uzmanı

Yan dal olarak kendinizi geliştirebileceğiniz uzmanlık alanları

  • DDoS (Yan dal dediğime bakmayın içinde OSI Modeli, TCP/IP, UDP, ICMP, HTTP, NTP, DNS gibi bir sürü protokol servis var. Sadece bu başlıkların birisi için yazılmış 1000 sayfalık kitap var. TCP protokolü içindeki SYN Flag’ini anlamadan, SYN Cookie nedir bilmeden yapılan DDoS testleri ancak copy/paste komutlarından öteye geçemez örneğin.)
  • Sosyal Mühendislik (Bu size çok basit gelebilir, HTML, CSS, JS ile bir web sayfası yap, GoPhish üzerinden maili gönder, oldu mu sana sosyal mühendislik. Elbette oldu ama birazda oldu bittiye geldi. Hazırlayacağınız içerik insan psikolojisine dokunuyor. Bir soru, sosyal mühendislik testlerinden insanların hangi duygularına dokunmanız gerekir? Kevin abinin (Kevin Mitnick) kitaplarını okudun mu? Acındırma, suçluluk duygusu ve sindirme tekniği gibi teknikler neler, insan üzerinde nasıl etkiler ve sonuçlar yaratıyor anladın mı? Yapacak olduğun Sosyal mühendislik testini bu duygular doğrultusunda kurguladın mı? Oluşturduğun kurgu gerçekten bu duyguları karşı tarafta oluşturabiliyor mu? Eğer yapacak olduğun çalışmada bunlar yoksa iş yine copy/paste’den ibaret demektir.

Sızma Testi Uzmanlarının Teknik Dışı Kendini Geliştirmesi Gereken Konular

Unutma, yapacak olduğun işin büyük bir bölümü teknik bir iş olabilir ama hedefin bir çıktı üretmek (genellikle rapor, sunum vb.) ve bunu sunmak. İşi yapmak kadar onu zerafet ile sunmakta bir meziyet. Başarılı bir sızma testi gerçekleştirebilmek için öncelikle ilgili sistemi geliştiren, tasarlayan ekipler, kişiler ile güçlü bir iletişim kurman, onların neyi nasıl, neden yaptığını anlaman gerekiyor. Karşındaki kişilere sürekli süreç ile ilgili geri bildirimler vererek onların süreçten haberdar olmasını sağlaman gerekiyor. Sunmuş olduğu raporun dili, akışı, ekran görüntüleri, yönetici özeti gibi bölümler senin yaptığın teknik çalışmanın taçlandığı nokta. Şahin’e Ferrari motoru koysak bile kimse ona Ferrari demez, Ferrari’yi Ferrari yapan şey motoru kadar görüntüsü. Sende ne kadar başarılı işler yaparsan yap, bunu rapora, sunuma yansıtamıyorsan geçmiş olsun. Harcadığın emek ve zamanın bir kısmı boşa gitmiş demektir. Bu nedenle, iyi bir sızma testi uzmanı genel olarak aşağıdaki işleri, süreçleri yönetebilir olmalıdır.

  • Proje Yönetimi
  • Müşteri iletişimi ve Müşteri Memnuniyeti
  • Etkili iletişim (E-posta, Telefon)

Yeterince teknik olmayan konulara girip, sonuna kadar konuyu uzattığımıza göre 3, 2, 1 Action diyelim ve teknik konu ve kaynaklara girelim.

Yerel Ağ ve Sistem Sızma Testi Kaynaklar:

Bu alanda çalışmak isteyen arkadaşların müşteri iletişim yeteneklerinin diğer alanlara göre daha iyi olması gerektiğini düşünüyorum. Aynı zamanda diğer uzmanlık alanında görev alacak kişilere göre daha sabırlı ve ısrarcı bir karaktere ihtiyaçları var.

Örneğin, yerel ağ sızma testine gittiğinizde network yöneticisi size, ben zaten sana erişim yetkisi verdim, sen neyi test edeceksin ki, önemli olan ben sana erişim izni vermeden bunu yapabiliyor olman dediğinde buna sinirlenmeden, ben bu test ile size ağınıza yetkisiz dahil olmuş birisinin neler yapabileceğini yada içerideki kötü niyetli bir personelin ne gibi risklere neden olabileceğini göstereceğim diyerek önündeki en büyük engeller den birisi olan network yöneticisini geçebilecek iletişim becerisi, özgüvene sahip olması gerekiyor. Bazen bu işlemi BDDK, SPK, TCBM gibi regülasyonlar gereği test ediyor olabilirsiniz. Bakın BDDK’nın xx tebliğinde belirtildiği gibi, banka çalışanı profili ile bu testi yapmam gerekiyor diyebilecek seviye de tebliğ vb. bilmek gerekiyor.

Yerel ağ testlerinde en çok ihtiyacınız olacak bilgiler,

  • Network Bilgisi
  • Windows Sistem Yönetimi
  • Linux Sistem Yönetimi
  • Popüler IT çözümleri

Network alanında kendinizi kesinlikle geliştirmelisiniz, NAC nedir, nasıl çalışır? 802.1x nedir? ARP nedir? ARP protokolü nasıl çalışır? DHCP nedir, nasıl çalışır? DNS nedir, nasıl çalışır? Split DNS nedir? gibi gibi bir sürü soru var. Bunları temel olarak Cisco’nun CCNA gibi eğitim içeriklerinden kendinizi geliştirmeye başlayabilirsiniz. Aşağıda görebileceğiniz gibi giriş seviyesinden başlayan uzmanlık seviyesine kadar giden farklı eğitim ve sertifikalar var. CCNA başlangıç için fena değil sonrasında uzmanlaşmak istediğiniz alana göre aşağıdaki path’i takip edebilirsiniz. Bu linkten aşağıdaki görselin daha detaylı haline erişim sağlayabilirsiniz.

Windows Sistem Yönetimi: Active directory nedir? NTLM, NetNTLM nedir? Kerberos ticket nedir, nasıl çalışır? SMB nedir? Netbios nedir? IIS, File server, Print server, Sertifika servisi nedir, nasıl çalışır vs vs gibi bir sürü soru var. Özetle, daha nasıl çalıştığını bilmediğiniz bir sistemde adam akıllı zafiyet tespiti yapamazsınız. Yapacağınız şey en fazla öğrendiğiniz 3-5 yöntem ve zafiyet tarama aracını kullanarak herkesin bulabileceği zafiyetleri bulmaktan öteye geçemez.

Örneğin, Contoso A.Ş. adındaki bir kurum yerel ağ içerisinde contoso.local adında bir domain yapısı kurmak yerine contoso.com adında bir domain kursun, güvenli olması için test ortamınıda ayrı bir domain yapsın ve contoso-test.com adında ikinci bir domain kurmuş olsun. Şirket internete açık ortamda ise contoso.com.tr alan adını kullanıyor olsun. Bu durumu gördüğünüzde aklınıza ilg gelmesi gereken şey contoso.com ve contoso-test.com alan adları boş mu diye kontrol etmek olmalı. Çünkü ağdaki bütün domain’e bağlı cihazlar active directory sunucusu olan DC1.contoso.com ve DC1.contoso-test.com sunucusuna sürekli bağlanmaya çalışıyor. Eğer, contoso.com ve Contoso-test.com alan adları boşta ise ve siz bunlara dc1 için subdomain kaydı yaparak ilgili sunucularda responder gibi araçlar çalıştırırsanız kurum dışındaki domain’e join olmuş tüm cihazlar size hash gönderecektir. Yada fileserver.contoso.com gibi subdomain’ler ile sayısı kullanıcı adı/parola bilgisi toplayabilirsiniz. Ama bunu akıl etmek için önce domain’e join olmuş client nasıl çalışır, domain yapısı nasıl çalışır vs gibi konuları çoktan bitirmiş olmanız gerekir. Bu bilgiye sahip değilseniz ancak yerel ağa gider, responder açar, hash gelsin diye beklersiniz.

Bu gibi konuları öğrenmek için Microsoft’un temel Windows sistem yönetim eğitimlerine göz atmanız, kendinize bir Active directory kurmanız, biraz bunları kurcalamanız gerekiyor. Microsoft’un temel sertifikasyon path’i aşağıdaki gibi. Infrastracture’dan başlayarak, ilerlemek istediğiniz alana göre kendini geliştirebilirsiniz.

Linux Sistem Yönetimi: Sızma testi süreçlerinde kullanacak olduğunuz bir çok araç Linux işletim sistemleri üzerinde çalışıyor. Hatta o kadar çok araç varki, Kali adını verdiğimiz, bu araçların toplandığı bir Linux Distribution bile var. Linux konusunda kendinizi yeterince geliştirmemiş olursanız, testler esnasında sürekli sorunlar yaşar, araçların kütüphane sorunlarını çözemez, uygulamaları tam anlamı ile verimli kullanamaz ve saatlerinizi boşa harcarsınız. Bu konu kendinizi geliştirmek için
Linux Professional Institute tarafından hazırlana LPIC-1 sınavlarınıza hazırlanmanızı, sınav olmasa bile bu sınavın eğitimlerini alarak Linux tarafında kendinizi geliştirmenizi öneririm. Bu eğitim içeriği temel olarak hangi konuları içeriyor diye soracak olanlar bu linkten içeriğe göz atabilir. Temel Linux eğitimini tamamladıktan sonra “Linux Basics for Hackers” kitabına göz atabilirsiniz.

Kali işletim sistemini kendi sitesinde belgeler bölümü var. Buradaki kaynaklara göz atabilirsiniz. Örneğin, sanal Kali makine kullanıyorsunuz, fiziksel bilgisayarınıza USB disk taktınız, bunu nasıl mount edeceksiniz, yazma yetkilerini nasıl ayarlayacaksınız? Linux bir makineye sızdınız, ilerlemek için nasıl yetki yükselteceksiniz? (SUID ve GUID nedir mesela?) Kernel sürümünde zafiyet var mı diye bakacaksınız ama kernel sürümünü nasıl bulacaksın? Kali Linux Revealed Course (PEN-103) eğitim içeriklerine, kitaplarına bakabilirsiniz.

Popüler IT çözümleri: Bu başlığın altını doldurmak biraz zor açıkası,çok fazla ürün ve çözüm var ama temel olarak VMware, jenkins, Dell IDRAC, HP ILO, PRTG, MongoDB, Redis, ManageEngine ürün aile grubu, popüler firewall cihazları (Fortigate, Checkpoint, Juniper v.b), Solarwinds, Docker, Kubernets, ITSM çözümleri vb. bir çok adı aklıma gelmeyen çözüm var. Bunları biraz saha da tecrübe etmeye başladıkça öğreneceksiniz ama bu çözümlerinde temel olarak ne yaptığını, ne gibi özellikleri olduğunu temel seviyede biliyor olmanız gerekiyor. Örneğin, ManageEngine ADSelfService Plus ürünü gördünüz, varsayılan parolayı girdiniz (admin/admin), Hop içerideniz, artık admin sizsiniz. Peki buna ne bulgusu yazacaksınız? Sadece varsayılan parola kullanımı mı? Bu ürün AD üzerindeki tüm kullanıcıların parolasını değiştirebilecek yetkiye sahip bir kullanıcı adı/parola içeriyor. Eğer doğru bir şekilde ilerleyebilirseniz bu parolayı ele geçirebilirsiniz.

Öğren, öğren bitmedi, biz ne zaman sızma testi uzmanı olacağız arkadaş dediğinizi duyar gibiyim. 🙂 Maalesef bu yol uzun soluklu bir yok ve neredeyse sonu yok gibi bir şey. Temel network bilgimiz tamam, Windows, Linux işini çözdük ve temel olarak kurumsal yapıda çalışan bir IT altyapısındaki Firewall, Proxy, IPS/IDS, Mail Security çözümlerini öğrendiysek artık sızma testi uzmanı olmak için gerekli eğitim, sertifikalar almaya başlayabiliriz demektir. Yukarıda belirtiğim altyapıya sahip olmadan tamamen sızma testi odaklı alacağınız eğitim ve sertifikaların altı biraz boş kalacaktır. OSCP’niz olabilir ama daha BGP’nin BGP hijacking’in ne olduğundan haberiniz olmaz. 802.1x den haberiniz olmaz, EAP, PEAP nedir bilmezsiniz. Biz kendi aramızda bu tip arkadaşlara etiket güzel ama içi boş çıktı diyoruz. Etiketiniz kadar içinizde dolu olsun istiyorsanız temel olarak yukarıda bahsettiğim konulara bir bakmanız gerekiyor.

Yukarıdaki süreçleri tamamladıktan sonra sızma testi özelinde kitaplara odaklanmanızı öneririm. Kitap ismi vererek reklam yapmış olmak istemem, Türkçe kaynaklarda var, yabancı kaynaklarda var. Türkçe kitapları zaten çok hızlı bir şekilde bulabilirsiniz, yabancı kitapları da google’a penetration testing books yazdığınızda çok fazla kitap görebilirsiniz. Ben geçmişte karıştırdığım aklımda kalan bir kaç kitabı ekleyeceğim. OSCP, CRTO, Network+, Pentest+, GPEN vb. sertifikasyonalara hazırlanabilirsiniz. Buradan sonrası artık teferruat açıkcası, siz sağlam bir temel almış olacaksınız, bundan sonraki süreç, taktik, teknik ve araçları öğrenip, kendinizi geliştirmenize bakıyor. Bu süreçte kullandığınız araç, taktik ve teknikleri ezberlemeyin, mantığını, nasıl çalıştığını anlayın.

Kitaplar: (Bu kitaplar biraz eski bilgiler içeriyor olabilir. Benim 2010-2020 arasında okuduğum kitaplar, daha güncellerini bulup, okuma işini size bırakıyorum.)

  • Metasploit: The Penetration Tester’s Guide
  • Penetration Testing: A Hands-On Introduction to Hacking
  • Bilişimin Karalık Yüzü
  • The Hacker Playbook 3: Practical Guide To Penetration Testing
  • Nmap Network Scanning: The Official Nmap Project Guide to Network Discovery and Security Scanning

Kitaplar dışında takip edebileceğiniz sayısız blog, medium, github kaynağı var, bunlarıda rss feed ile takip edin, güncel ataklardan, araçlardan haberiniz olsun. Aklıma gelen ilk bir kaç kaynak şu şekilde,

https://adsecurity.org

https://pentestmonkey.net

https://feedly.com/i/top/pentest-blogs (Çok fazla blog içeriyor.)

SANS, ISC, Comptia, OffSec vb. kuruluşları takip edin. Siber güvenlik alanındaki uzman kişilerin twitter (X), Linkedin vb. sosyal medya hesaplarını takip edin. Reddit (netsec, redteam), github yoldaşınız olsun, buradan sonrası sizin enerjinize kalmış…

Web Uygulama Sızma Testi Kaynaklar:

Web uygulama sızma testi uzmanı olabilmeniz için öncelikle en az bir programlama dili ile küçük/orta ölçekli bir web uygulama geliştirmeniz gerekir. Session ne, cookie ne, HTTP GET/POST/PUT/Delete ne gibi sorulara cevap vermeden. DB’ye hangi kullanıcı yetkileri ile bağlandığınızı bilmeden sadece xp_cmdshell sql bilerek web uygulama sızma testi uzmanı olunmaz. Bir web uygulama geliştirerek önce yapıyı, sistemi bir anlayın, public directory ne? include() görünce neden gözlerini fal taşı gibi açman gerekiyor? JWT’nin ne olduğunu mu bileceksin yoksa sadece zafiyetini kontrol etmeyi mi öğreneceksin? phpinfo sayfasını gördüğünde neye bakacaksın? yoksa sadece ekran görüntünü alıp, bulgunu yazıp etiketli ama içi boş sızma testi uzmanlarından mı olacaksın? Özetle, önce web developer olacaksın, sonra web uygulama sızma testi uzmanı olacaksın. Hatta hakkı ile sızma testi uzmanı olmak istiyorsanız, farklı web uygulama geliştirme dillerinin güçlü ve zayıf yanlarını bilmeniz gerekiyor. Örneğin, NodeJS ile geliştirilmiş bir uygulama test edecekseniz built-in crypto kütüphanesinin kullanılması ile Bcrypt/Scrypt kütüphanelerinin kullanılması arasında fark var. Eğer siz yeterli seviyede NodeJS bilgisine sahip değilseniz testler esnasında bunu kontrol etmeyecek ve belki de önemli bir bulguyu kaçırıyor olacaksınız.

Web uygulama tarafında kendinizi geliştirdikten sonra OWASP zafiyetleri, OWASP Testing guide, Burpsuite academy gibi kaynakları bitirmeniz gerekiyor. Sızma testinin hangi alanında olursanız olun, teorik bilgi ile yetinmeyin, kesinlikle lab ortamında ilgili zafiyetleri görün istismar edin ve tam olarak nasıl çalıştığını anlayın. Aksi taktirde, çok bilen, çok konuşan ama icraat aşamasında sınıfta kalan sızma testi uzmanlarından olursunuz. Uygulama yapmak için Hackthebox vb. alternatif kaynakları kullanabilirsiniz. JuiceShop vb. zafiyetli uygulamaları kurun, write up’larına bakmadan kendinizi test edin, eksik olduğunuz yerleri keşfedin ve bunların üzerine çalışmaya devam edin. Aşağıda linkine yer verdiğim araçları araştırın, özellikle Burpsuite, OWASP ZAP araçlarını gözünüz kapalı kullanabilecek seviyeye gelin.

Kitap:

  • Yazılım güvenliği Bünyamin Demir
  • Web Application Hacker’s Handbook

OWASP Testing Guide

OWASP API Security – Top 10 (2023)

OWASP Web Application Test Araçları

Mobil Uygulama Sızma Testi Kaynaklar:

Android, iOS işletim sistemini bilmeden, burada kullanılan Flutter gibi teknolojileri bilmeden mobil uygulama sızma testi tarafında başarılı olabilmeniz mümkün değil. Her zamanki gibi önce teknolojiyi, platformu, geliştirme süreçlerini anlayın, belki basit bir app yaparak kendinizi geliştirin, sonra aşağıdaki OWASP kaynaklarından kendinizi geliştirin. OWASP size hem zafiyetleri anlayacağınız kaynaklar, hem testler sürecinde kullanabileceğiniz araçlar, hemde bunları öğrendikten sonra pratik yapabileceğiz zafiyetli uygulamalar sunuyor. Test süreçlerini, zafiyetleri ve araçlarını öğrenme sürecini tamaladıktan sonra mutlaka zafiyetli uygulamalar üzerinde testler yaparak kendinizi geliştirin.

OWASP MASTG

Android Security Testing

iOS Security Testing

Mobil Uygulama Sızma Testi Süreçlerinde Kullanabileceğiniz Bazı Araçlar

Zafiyetli Mobil Uygulamalar

Kitap:

  • The Mobile Application Hacker’s Handbook

DDoS Kaynaklar:

En kısa zamanda bu alanda içerik eklenecek. Çok merak ediyorsan OSI modeli, Wireshark/TCPdump açıp paket analizi ile çalışmalara başlayabilirsin. Bende ilk fırsatta senin için bir şeyler hazırlıyor olacağım.

Sosyal Mühendislik Kaynaklar:

En kısa zamanda bu alanda içerik eklenecek. Çok merak ediyorsan vazgeçilmez bir klasik olan Kevin Mitnick’in aldatma sanatı kitabı ile kendini geliştirmeye başlayabilirsin. Sosyal mühendislik çalışmalarında araç ve yöntemler değişebilir ancak temel de insan psikolojisi ve insan zaafları var. Teknik olarakta bir gophish kurup denemeler başlayabilirsin. (Evdeki bilgisayarına kurduğun bilgisayardan kendi gmail, hotmail’ine mail atarsan gitmez, Türkiye’de ev kullanıcılarının SMTP portu(port 25) kapalı. DigitalOcean, AWS, Azure gibi platformlarda kuracağın bir sunucu üzerinde kurarak ilk gönderimini yapabilirsin. Swaks ile open relay, email spoof testleri yaparak başlamakta hiç fena bir başlangıç olmayabilir.

Göz Atabileceğiniz Diğer Kaynaklar:

Çok uzun bir içerik oldu, kafa şişirmiş olabilirim ama bu alanda çalışmak isteyen arkadaşların gerçekte nelerle karşılacağınız, nasıl bir serüvenin onları beklediğini bilmelerini istedim. İlk bakışta zor ve başarılması güç bir yolculuk gibi görünse de, pes etmeyen karakterler için gerçekten keyifli ve öğretici bir yolculuk. Yukarıdaki bilgiler eşliğinde hala bu alanda çalışmak istiyorsan, hadi durma çalışmaya başla ve kendini geliştir. Sektörün bilgili, kaliteli işler çıkartabilecek bir çok taze kana ihtiyacı var.

Share Button

Nessus Truncated Packets Uyarısı

Sızma testleri konusunda çalışan birçok arkadaşımın yoğun olarak kullandığı Nessus zafiyet tarama aracı zaman zaman bulunduğumuz ağ ve altyapı durumlarına bağlı olarak bize farklı uyarılar verebilmekte.

Özellikle bazı hata mesajları önemli olabiliyor, hata mesajları dikkate alınmadığında tarama soruçları hatalı olabiliyor, host kaçırma veya bulgu kaçırma gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle alınan hata mesajları dikkatli bir şekilde incelenmeli, hata mesajlarının sebebi analiz edilmeli ve hatanın sebebini tespit ederek ortadan kaldırmak gerekiyor. Aksi bir durumda tarama sonuçlarına güvenebilmek mümkün deği.

Aşağıdaki gibi bir hata mesajı alıyorsanız taramalarınızı durdurmanızı ve Nessus’un Settings > Advanced > Scanning alanındaki “PCAP Snapshot Length” değerini 1471 olarak set etmenizi öneririm.

Not: 1471 değeri bulunduğunuz ağ, işletim sistemi vb. değişkenlere göre değişiklik gösterebilir. Aşağıdaki komut ile sizin için ideal MTU değerini tespit edebilirsiniz. -s parametresi ile belirtilen değer MTU değeridir ve ifconfig çıktısında MTU değeriniz 1500 ise kullanabileceğiniz max MTU değeri 1472 olabilecektir. Mevcut MTU ifconfig komutu ile kontrol edilebilir.

eth0: flags=4163 mtu 1500
inet 10.100.0.18 netmask 255.255.255.0 broadcast 10.0.0.1
inet6 fe80::20c:29ff:fe48:4343 prefixlen 64 scopeid 0x20
ether 00:0c:29:48:43:43 txqueuelen 1000 (Ethernet)
RX packets 13791131 bytes 1986150467 (1.8 GiB)
RX errors 0 dropped 50 overruns 0 frame 0
TX packets 18092723 bytes 1333740993 (1.2 GiB)
TX errors 0 dropped 0 overruns 0 carrier 0 collisions 0

Bu bilgi sadece sorunu çözmeniz için yeterli, işin mühendislik tarafını merak eden arkadaşlar aşağıdaki konu ve soruları araştırarak konu hakkında derinlemesine bilgi edinebilir.

ping -M do -c 4 -s 1473 10.0.0.1

ping -M do -c 4 -s 1472 10.0.0.1

ping -M do -c 4 -s 1471 10.0.0.1

Örnek Nessus Truncated hata mesajı:

A packet with actual length of 2802 bytes was truncated to 1524 bytes. The current snapshot length of 1524 for interface 'eth0' is too small. Consider either setting the pcap.snaplen preference to at least 2802 or ensuring your network is configured so that packets received by the OS are not greater than the device's MTU.

Kaynaklar:

MTU nedir?

IP fragmentation nedir?

Linux MTU ayarları

Share Button

Nessus Tarama Sorunu (Network Congestions, Truncated)

Nessus taramaları sonucunda zaman zaman network ayarları nedeni ile sorunlar yaşanabiliyor, bunu Nessus taraması ekranında “Notes” bölümünde aşağıdaki hata olarak görüyoruz.


Bu sorunun kaynağı genellikle 2 sebepten oluyor,

1- Makineye yeterli miktarda bandwidth olmaması

2- MTU değerinin düşük olması.

VMware de bunu aşağıdaki şekilde düzeltebilirsiniz.

MTU değeri max 9000 olarabilir, bu şekilde yapılandırılması önerilir.

Bandwidth değerinin unlimited olması önerilir.

Share Button

Ubuntu Resolv.conf Dosyasının Reboot Sonrası Değişmesi Sorunu

Bir öğrencimin sorusu üzerine bu içeriği yazıyorum, gelecek benzer soruları bu link ile yanıtlayabilmek için.

Eski linux kullanıcıları DNS değişikliği için resolv.conf dosyasını kullanırlar ancak systemd ile birlikte bu dosyada yapacağınız değişiklikler her reboot sonrasında gidiyor ve her reboot sonrasında dns sorunu yaşıyor kullanıcılar.

DNS değişikliğini resolv.conf dosyasından yapmak yerine aşağıdaki gibi yapmaları durumunda DNS sorunu yaşayacaklardır.

/etc/systemd/resolved.conf dosyası içerisindeki [Resolve] başlığı altında yer alan DNS parametresinin başındaki comment(#) işaretini kaldırarak aşağıdaki gibi düzenlersek reboot sonrasında dns sorunu yaşamayacaktır.

DNS=8.8.8.8

Konu ile ilgili olarak detaylı bilgi edinmek isteyen arkadaşlar systemd nedir, systemd-network ve

systemd-resolve nedir konularını araştırabilirler.

Share Button